29 Nisan 2009 Çarşamba

Guler Ocakbasi

Güler Ocakbaşı kebaplarının ve lahmacunun lezzetiyle dikkat çeken bir yer. Harbiye'de TRT Radyo Evi'nin karşı çaprazında Babil Sokak'ta bulunuyor. Bir sene kadar önce bir arkadaşımın tavsiyesiyle Güler Ocakbaşı ile tanışmıştım. İstanbul'da iyi ocakbaşı maalesef az var, Güler Ocakbaşı ise etin en lezzetlisini yiyebileceğiniz, çok samimi servis bulabileceğiniz en has ocakbaşılardan biri.


Güler Ocakbaşı sade ve özenli bir iç dekorasyona sahip. Ahşap masalar kumaş örtü ile kaplı. Güler Ocakbaşı'nın sahipleri Tokat'lı. Kendilerinin Tokat'ta çiftlikleri varmış ve kullanılan etlerin kendi çiftliklerinden getirildiğini söylüyorlar.

Güler Ocakbaşı'na gittiğiniz zaman lahmacununu mutlaka denemelisiniz. Lahmacunları ince hamurlu ve yumuşak, üzerinde kıyması bol. Lahmacunları bulundukları çevrede o kadar meşhur ki oraya gittiğim her seferde dışarıdan devamlı telefonla lahmacun siparişleri aldıklarına şahit oldum.

Güler Ocakbaşı'nda et dışında mezeler de var. Bu mezeler de lezzetli ama bunların lezzeti kebapların ve lahmacunun yanında sönük kalıyor. Güler Ocakbaşı'nda edindiğim izlenim etten ve kebaptan çok iyi anlayan bir ustaları olduğu. Bu usta da Ahmet Usta. Ahmet Usta kıymalı kebaplarda kıymayı zırhtan geçirerek elde hazırlıyor, bu sayede yediğiniz kıymalı kebaplarda et herzaman sulu kalıyor ve enfes bir lezzete sahip oluyor. Güler Ocakbaşı'nın en meşhur kebabı fıstıklı kaşarlı kebabı. Bu kebabı eti zırhtan geçirip kıyma haline getirdikten sonra içine antep fıstığı ve kaşar ekleyerek yapıyorlar. Kebabın kaşarı bol, masanıza geldiği zaman et yumuşacık oluyor.


Güler Ocakbaşı'nda bu sefer denediğim başka bir kebap ta sebzeli kebapları oldu. Bu kebap ta lezzetli ama aklıma hemen bu kebabı yapan Umut Ocakbaşı geliyor. Güler Ocakbaşı'nın sebzelisi lezzetli ama Umut Ocakbaşı'ndakinin lezzeti bence daha iyi.


Güler Ocakbaşı lezzetli olduğu kadar hesaplı bir yer. Mezelerin tabağı 5TL, kebaplar 9-11TL arasında. Ayrıca kendilerine ait otoparkları var, otomobille gittiğinizde park sorunu yaşamıyorsunuz.

Adres: Cumhuriyet Caddesi Babil Sokak No. 37 Harbiye Elmadağ İstanbul
Telefon: 0212 241 18 66






View Larger Map

5 yorum:

  1. Güler Ocakbaşı’nın hikâyesi 1981 yılında Harbiye – Elmadağ’da İsmail Akcan ve damadı Mustafa Yazıcı ile başlamıştır. Ali ve Rıza Akcan kardeşlerin katılımıyla yeni bir yapılanmayla genç neslin beklentileri göz önüne alınarak Güler Ocakbaşı hizmet ve kalite anlayışında daha da güçlendi. Daha sonra aileden Serdar Yazıcı’nın katılımıyla restoranımız yenilikçi anlayışı güçlenerek devam etmiştir.

    Amacımız müşterilerimizin en leziz yemekleri tatması, kaliteli hizmet alması ve memnun olarak ayrılması olmuştur.

    Restoranımız yıllardan beri ilklere imza atmıştır. Mesela yeni lezzet arayışı içinde kaşarlı fıstıklı kebap ve kaşarlı fıstıklı tavuk kebabını müşterilerimize sunarak büyük beğeni kazandık. İddialıyız her zaman temiz ve leziz ürünler sunmaya devam edeceğiz.

    Restoranımızda kullandığımız etlerimiz Usta kadromuzla beraber bizler işleyip, kebap Ustası Ahmet Şanda tarafından leziz tatlar olarak sunuyoruz.

    Otopark sorunu yaşamayacağınız Güler Ocakbaşında karşılaşacağınız tek sorun yer bulmak olabilir! Bunun nedeni ise Güler Ocakbaşının vazgeçilmez lezzetleri ve kalitesi …

    Siz en iyisi Güler Ocakbaşına gelmeden önce rezervasyon yaptırın.

    Güler Ocakbaşı Güler Yüzlü Hizmet ve Leziz Yemeklerin Adresi

    YanıtlaSil
  2. Güler Ocakbaşı’nın hikâyesi 1981 yılında Harbiye – Elmadağ’da İsmail Akcan ve damadı Mustafa Yazıcı ile başlamıştır. Ali ve Rıza Akcan kardeşlerin katılımıyla yeni bir yapılanmayla genç neslin beklentileri göz önüne alınarak Güler Ocakbaşı hizmet ve kalite anlayışında daha da güçlendi. Daha sonra aileden Serdar Yazıcı’nın katılımıyla restoranımız yenilikçi anlayışı güçlenerek devam etmiştir.

    Amacımız müşterilerimizin en leziz yemekleri tatması, kaliteli hizmet alması ve memnun olarak ayrılması olmuştur.

    Restoranımız yıllardan beri ilklere imza atmıştır. Mesela yeni lezzet arayışı içinde kaşarlı fıstıklı kebap ve kaşarlı fıstıklı tavuk kebabını müşterilerimize sunarak büyük beğeni kazandık. İddialıyız her zaman temiz ve leziz ürünler sunmaya devam edeceğiz.

    Restoranımızda kullandığımız etlerimiz Usta kadromuzla beraber bizler işleyip, kebap Ustası Ahmet Şanda tarafından leziz tatlar olarak sunuyoruz.

    Otopark sorunu yaşamayacağınız Güler Ocakbaşında karşılaşacağınız tek sorun yer bulmak olabilir! Bunun nedeni ise Güler Ocakbaşının vazgeçilmez lezzetleri ve kalitesi …

    Siz en iyisi Güler Ocakbaşına gelmeden önce rezervasyon yaptırın.

    Güler Ocakbaşı Güler Yüzlü Hizmet ve Leziz Yemeklerin Adresi

    YanıtlaSil
  3. 28 yıldır aynı aile tarafından işletilen Harbiye'deki Güler Ocakbaşı'nın müdavimleri, kuşaktan kuşağa artıyor. Bu ilginin nedenlerinin ba.ında da garsonlarının sıcaklığı, meze ve etlerinin lezzeti kadar hesabın makul olu.u geliyor..
    Bugünlerde herkes birbirine, "Ne haber, işler nasıl?" diye soruyor. Yeme içme sektöründe bu soruyu yönelttiğiniz 10 kişiden sekizi, "Berbat. İşin içinden nasıl çıkacağız, bilmiyorum," yanıtını veriyor. Kuşkusuz her sektörün sancılı günler geçirdiği günümüzde yeme içme sektörünün de krizden etkilenmemesi söz konusu olamaz. Ancak buna rağmen bazı restoranların krize aldırış etmeden gayet iyi iş yaptığı görülebiliyor. Bunun mutlaka bir sırrı olmalı diye düşünürken, aklıma yıllar önce Kalamış Yelken Kulübü'nde biz gençlere sosyalleşmeyi öğreten, tanıdığım en iyi organizatör Mario Pari'nin öyküsü geldi. Bizim 'Sinyor' diye andığımız Bay Pari, 2. Dünya Savaşı patlak verdiğinde bu ülkede yaşayan herkes gibi kriz ortamından etkilenmişti.
    Ancak Tünel taraflarında bir taverna, Beyoğlu'nda bir lokanta açmış, zaman içinde gemilere de kumanya vererek savaş dönemini rahatlıkla atlatmıştı. Bizlere yıllar önce söylediği şu sözleri hiç unutmam: "Eğer yeni ayakkabı alacak paran yoksa yenisini almaz, pençe yaptırırsın; pantolonunun ağı erirse, ördürürsün. Ama karnın acıkırsa, mutlaka yemek yemek zorundasın. Yemekleri iyi, fiyatları çok makul, servis personeli güler yüzlü, ortamı da keyifli bir restoran açarsan, savaş yıllarında bile para kazanabilirsin, insanlar akın akın gelirler," derdi Sinyor. Bu sözlerin ne kadar da doğru olduğunu bir kez daha görüyorum; Sinyor Pari'nin formülünü uygulayan restoranlar günümüz zor koşullarında en az etkilenenler. Geçen hafta bir grup arkadaşla Harbiye'deki bir ocakbaşına gittik. Radyoevi'nin karşısında, Notre Dames de Sion lisesinin yanındaki sokaktan inerken, yokuşun ortalarında, solda bir köşe binada yer alan Güler Ocakbaşı'ydı burası. Bir restoran için hiç de uygun bir yer gibi görünmüyordu. Ancak eski bir binanın içindeki ocakbaşının üç katı da tıklım tıklım doluydu. Önceden rezervasyon yaptıran dostlarım, kebap ızgarasının yer aldığı giriş katında zorlukla bir masa ayarlayabilmişlerdi. Hemen masalara az tuzlu tulum peyniri ve tereyağı tabakları ile fırından yeni çıkmış, dumanı tüten sıcak sıcak pideler servis edildi. Karşımdaki ızgaranın üzeri silme etlerle kaplıydı. Bütün restoranın etleri burada pişiriliyordu ama içeride en küçük ızgara kokusu, duman hissedilmiyordu; havalandırma mükemmeldi.

    YanıtlaSil
  4. Ocakbaşı denilince aklınıza ne geliyorsa Güler Ocakbaşı'nda hepsi mevcut. Taksim'den Şişli'ye doğru yürürken Hilton'un tam karşı sokağından (Dia ve şöminecinin arasından) aşağı indiğiniz zaman soldaki 2. köşede. Mekanın içi güzel. Tam bir ocakbaşı havası alıyorsunuz. 2 katlı bir yer ve ben kendimi bildim bileli (yaklaşık 25 yıldır) aynı yerinde duruyor. İlk katında yaklaşık 10 - 12 masa ve ocak var. İkinci kata ise 15 - 16 masa sığdırmışlar. Tek eksiği açık alanı olmadığı için sigara içilecek bir masası olmaması. Ama onun da çaresine bakmışlar. Özellikle kış ayları için yandaki apartmanın girişine bir ısıtıcı ve bir kaç sandalye koyulmuş. İsteyen sigarasını orada içebilir. tabi asıl konumuz yemeği unuttum sanmayın. Yemekleri ve mezeleri şahane. Özellikle çöp şiş ve ciğer şiş güzel. Mezelerden ise patlıcan ezme benim ilk tercihim. Tabi lahmacunu ve yemek gelmeden masaya konulan tulum peynirini de es geçmeyin derim. Duvarda mekana gelmiş bir çok ünlünün resmi var. Kenan İmirzalioğlu, Uğur Yücel, Süleyman Seba, Cem Davran, Sarp Apak bunlardan sadece bir kaçı. Mekan TRT'ye de yakın olduğu için zamanında çok isim yapmış ve basın sektöründen de bir çok müdavimi var. Fiyatlar da gayet uygun. Otopark sorunu da bulunmuyor. Ayrıca öğle saatlerinde de gitmeniz mümkün. Eğer çok geç bir saatte gitmezseniz, hemen karşı köşesinde bulunan turşucudan turşu almanızı da tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
  5. Ne zamandır canım şöyle okkalı bir kaburga sofrasına oturmak istiyordu. Plan program yapmadan, tabiri mazur görmezseniz 'spontane' bir şekilde, şehrin en acayip sokaklarından birinde buldum kendimi. Acayip bilgilerin kraliçesi Şiraze, açlığımızı gidermek için yıllar öncesinden bildiği bir Ocakbaşı'na götürdü beni. Rivayet o ki, Bülent Ersoy bir zamanlar Elmadag'nın ara sokaklarındaki 'Güler Ocakbaşı 1978'e ara sıra uğrar, keyifle kebabını yermiş. Bu durum size ne kadar hitap eder bilmem, ama Bülo'nun bir bildiği vardır diye düşündüm. Hayır canım, hiç seyretmediğim yarışma nedeniyle tavana zıplayan popülaritesi yüzünden değil. Damak tadına düşkün olduğunu gösteren bir bedene sahip, ondan... Küçücük, daracık ve salaş dükkandan içeri girince içerisinin safi ERKEK nüfusundan oluştuğunu görüp bir saniye için ürktüm. Hatta aile salonu denen facia sistem uygulanıyorsa, oraya sığınmayı bile düşündüm. O bir saniye içinde 'iddaa güruhu'yla benzerlik taşıyan müşteri kitlesinde de bir sessizlik oldu. Sonra herkes rakısına, kebabına efendi gibi döndü. Şiraze Hanım, sarı eteği ve seksi parlak çizmelerine aldırış etmeden burnunu havaya kaldırdı ve mekanın sahibiyle selamlaşıp yüksek sesle 'Ocakbaşı'nda yer yok mu?' diye sordu. Adamlar 'orada sıkışırsınız' diye kibarca kalan tek boş masayı gösterdiler. Rakı ve şalgam suyu siparişimizi verdik. Ve bir süre sonra etrafımızdakileri unutup bangır bangır muhabbete başladık. Hiçbir rahatsız eden bakışa rastlamadık, güneş gözlüğüyle etrafı kesen egzantrik tipin haricinde herkes 'bu kadınlar buraya geldiyse muhtemelen delidir' diye düşünüp kendi işine baktı.

    ETİ KEMİKTEN SIYIRMACA

    Gavurdağı ve kuzu şiş, ilk tercihimiz oldu. O şişleri bir güzel dürüm yaparak afiyetle mideye indirdik, nefisti. Şahsen sakatatla aram pek yok ama meraklısına söyleyeyim, uykuluk ve ciğer de yapıyorlar... Ocakbaşı'nın bir kısmı boşalınca yerimizi değiştirdik. Kaburga ve Adana'yı ustaya söyledik, kömür ateşinin sıcaklığı yüzümüze vurdukça sohbetin ateşi de harlandı. Şiraze, eskiden bu sokakta yaşayan bir adamı anlattı; kimseden para kabul etmez, 'Belki yarın piyango çıkacak ben de Hawaii'ye gideceğim' dermiş. Ustaya sorduk, adam ölmüş. Şerefine kadeh kaldırdık. O sırada dört koca parça kaburga geldi. Bizimki önce kibar kibar çatal bıçak kullanmaya kalktı, ama şöyle kemiğinden tutup etini sıyırmadan tadı çıkar mı hiç? Üzerine kekik ve biber de serpilmiş kaburgalar, umduğumdan öte lezzetteydi. Adana da olması gerektiği gibi, yani parça etten dövülmüş ve ince ince doğranmış olarak geldi. Her şeyi silip süpürdük, bir kaburga daha mı alsak diye tereddüt ettikten sonra durmaya karar verdik. Hesabı ödeyip üzerimize sinen kebap kokularından zerre kadar rahatsız olmadan, karanlık yokuştan aşağıya kahkaha atarak yürümek iyi geldi.

    YanıtlaSil