5 Eylül 2010 Pazar

Lubnan mutfagi

Lübnan mutfağı benim her zaman favori mutfaklarımdan biri olmuştur. Hem Türk mutfağına yakınlığı hem de Arap, Fransız, Türk ve Akdeniz mutfaklarının muhteşem bir karışımı olması bu sevgimi destekliyordu. Bir ülke düşünün ki geçmişte bu topraklarda uzun yıllar Fenikeliler, Romalılar, Yunanlılar, Araplar, Türkler ve Fransızlar yaşamış olsun. Bu çok kültürlülük ise onlarca kilometrelik Akdeniz kıyısı ve Bekaa vadisi gibi bereketli pekçok çeşit sebze ve meyvenin yetiştiği bir yerde olsun. Tüm bu bileşimler karşısında karşımıza Lübnan mutfağını çıkarıyor.

Beyrut'a yakın zamanda yaptığımız gezide bir yerde iftar menüsü aldık. Menüde olanlar humus, babaganuş, zeytinyağlı yaprak sarma, fattuş salatası (bizdeki çoban salatanın Arap versiyonu), kibbeh (bir çeşit içli köfte), fatayer (içi genelde peynirli ya da ıspanaklı olan yağda kızarmış hamur çeşidi), taze fasulye yemeği ve bamya idi. Bu yemekler Lübnan'da aşağı yukarı her lokantada standart olarak sunuluyor, gördüğünüz gibi bize oldukça yakın yemekler. Ana yemek olarak ise pilav üzerine özel soslu balık vardı. Pilav Arap usulü bol baharatlı ve fıstıklı idi balık ise Fransız usulü bir sosla süslenmişti.


Lübnan mutfağının tipik özelliği ne deseniz tüm yemek ve salatalarda bolca kullanılan ekşi tatlar derim. Meze ve yemeklerin çoğuna ekşi tat katmak için limon, sumak ve nar ekşisi bolca katılıyor. Ayrıca Lübnan mutfağı demek meze demek, yemeklerden önce bol bol meze yeniyor. Bizde olan kebapların çoğunluğu Lübnan mutfağında da var ama önerim etten daha çok mezelere ve balığa yönelmeniz. Kebapları bizim kadar lezzetli değil. Bu kısmen bir Arap adeti olarak et iyice pişsin kanlı kısım kalmasın diye kebapları yakarcasına pişirmelerinden kısmen de sanıyorum bizde olan ve kebaba çok yakışan koyun türlerinin burada olmamasından kaynaklanıyor.

Lübnan'da Ermeni nüfus oldukça var. Gittiğimiz bazı lokantalar, arabasına bindiğimiz bazı taksiciler Ermeni idi ve içlerinde Türkçe konuşanlar var. Gittiğimiz bir başka lokantada lahmacun, humus, muhammara, fattuş salatası aldık. Lahmacun buraların yemeği (sanırım Suriye kökenli) ve Arapça etli ekmek anlamına geliyor. Yediğimiz tam bizdeki Antep usulü lahmacun idi, soğansız bol maydanoz ve kıyma ile hazırlanmıştı, oldukça lezzetliydi.








Ana yemek olarak bastırma ve soudjuk (bildiğimiz pastırma ve sucuk aldık). Bu lezzetler Ermeniler ile birlikte Lübnan'a Anadolu'dan gelmiş, tatları ve baharat karışımları bildiğimiz sucuk ve pastırmanın aynısı. Tek farkı fiyatı. Fiyat olarak Türkiye'den daha ucuzlar, zaten dönmeden önce bir markete uğrayarak eve götürmek için bir miktar pastırma aldık.

Tatlılar yine bizim tatlılara çok benzer, pek çoğunun ismi bile aynı fakat tadında ufak farklılıklar var. Beyrut'ta uğradığımız ismini hatırlamadığım meşhur bir tatlıcılarında birkaç tatlının tadına baktık. Baklava aynı isimle geçiyor, yalnız boyut olarak bizimkine göre çok ufak ve gördüğüm kadarıyla hep ceviz kullanılarak yapılmış, fıstıklı olanını görmedim.




Biz tatlı tercihimizi künefe ve helvadan tarafa kullandık. Helva undan yapılmış ve üzerine şerbet, gül suyu, kaymak konulmuş bir tatlı. Üzerine en son eklenen badem ile tam 'bomba' oluyor. Künefe ise bizim bildiğimiz künefeye görünüş olarak benzese bile tat olarak farklı. Peyniri çok bol koyuyorlar tadı farklı bir peynir. Şerbet ise hiç konmuyor, yiyecek olan kişiye bir pipetli şişede şerbeti veriyorlar ve o kişi zevkine göre şerbeti ekliyor.



1 yorum:

  1. İyi akşamlar blogunuz çok hoşuma gitti.İzleyici olmak istedim ancak,izleyici butonu göremedim,izleyiciye açabilirmisinz blogunuzu,İyi çalışmalar..

    YanıtlaSil